[ Röportaj ] Sinem YILDIRIM - Sensizlik Senfonisi

12:59:00, BY Sümeyye Tunca -

Herkese Selam arkadaşlar ;
 Ay şu resimdeki tatlı kızın gülümsemesine bakın ya ne kadar güzel.
Sinem benim için çok değerli bir yazar . 
Agapi Yayınlarından çıkmış olan Sensizlik Senfoni kitabının tatlı yazarı. 
Canım benim bu güzel röportaj için teşekkür ederim birtanem....






1-)Sinem Yıldırım  , başarılı bir yazar. Peki başka? Kimdir Sinem , nelerden hoşlanır, nelerden uzak durur?
 Sinem Yıldırım bir yazar olmak dışında 19 yaşında, Ankara’da yaşayan ve üniversite sınavına hazırlanan bir genç kızdır sadece. Nelerden hoşlanırım kısmına gelecek olursak… Beni mutlu eden her şeyden hoşlanırım elbette. Ama en çok gülmeyi severim sanırım. Annemle vakit geçirmekten ve kedimle ilgilenmekten fazlasıyla hoşlanırım. Ve nelerden uzak kalırım? Karanlık! Hiç hoşlanmam karanlık ortamlardan. Göremediğim şeyler ve bilinmezlik beni hep ürkütmüştür. Bir de kibir putlarını yıkamayan insanlardan uzak kalırım.


 2-)  Bir kitap yazmak ve bir hikaye paylaşma fikri nasıl oluştu?
İlk yazdığınız hikayeyi, ilk kurduğunuz cümleyi hatırlıyor musunuz?

Kitap veya hikâye yazma fikri göz gezdirdiğim bir forum sitesinde hikâye yazan başka insanlar olduğunu görmemle başladı aslında. Bende yapabilir miyim diye düşünerek küçük defterlere aklımdan geçenleri karalamaya başladığımda bunun bir bağımlılık olacağını düşünmemiştim açıkçası. Ve şu anda yazmadan, yazmayı düşünmeden, kitaplarım hakkında beyin fırtınaları yapmadan geçen zamanlarımın sayısı gerçekten oldukça sınırlı. Bir uğraştan çok hayatımın büyük bir parçası oldu yazmak. Yazdığım ilk hikâyeyi de hatırlıyorum elbette ama ilk cümleyi hatırlayamıyorum maalesef. Zaten amatörce yazdığım ilk hikâyelerimin taslaklarını hep kaybettim.



3-)Bu güne kadar oluşturduğunuz karakterler arasında kendisine en yakın ve kendinize en çok yazma hissi uyandıran karakteriniz hangisidir? 


 Bende en çok yazma isteği uyandıran karakterim Sessizlik Senfonisi kitabımın şiir gibi konuşan aşığı, Yusuf Turan Miralı’dır. Ama hangi karakterim bana daha yakın diye düşündüğüm de bir karar veremiyorum. Çünkü henüz öyle bir karakter yazmadım.

 4-) Kitabınızın yayınlama sürecinden bize biraz bahseder misiniz? 

Yayın evim Mart 2015 tarihinde bana ulaştı ve görüşmelerimiz üzerine Nisan’da anlaşmamızı yaptık. O dönemde sınavlara hazırlandığım için ve yoğun tempom sebebiyle Sessizlik Senfonisi’ne ara vermiştim. Haziran’da yeniden başladım ancak yazamadım. Yazabilsem bile psikolojik olarak o kadar baskı altında hissettim ki yazdıklarımı beğenemedim. Bu gerçekten çok büyük bir sorumluluk ve oldukça profesyonel bir çalışma gerektiriyormuş, bunu öğrendim. Uzun bir aranın ardından hızlı bir çalışmayla düşündüğümüzden biraz daha ileri bir tarihte kitabımız çıkış yaptı. Şu anda Ankara ve Adana fuarlarına hazırlanıyorum.

 5-)Kitabınız ile aldığınız olumlu ve ya olumsuz eleştirilerini nasıl karşılıyorsunuz?
Üslup ve seviye sınırını dengeleyebilen eleştiriler benim için övgü dolu yorumlardan hep çok daha değerli olmuştur. Çünkü yapıcı bir eleştiri benim kendimi süzgeçten geçirmeme, eksiklerimi ve hatalarımı görmeme sebep oluyor. Ki ben öz eleştiri konusunda kendisine oldukça güvenen bir insanım. Hiçbir zaman “Ben oldum” diyemeyeceğime, daima öğrenmeye devam edeceğime inanıyorum. Bu yüzden her türlü yapıcı yorumu, eleştiriyi mutlulukla okuyorum. Kendimi geliştirebilmem için onlara ihtiyacım olduğunun bilincindeyim.

 6-)İkinci kitap olarak düşündüğünün bir hikayeniz var mı ?

 İkinci kitap olarak düşündüğüm bir hikâyem var. İsmi Hazan Rengi ve şu anda bir paylaşım sitesinde yayında… Ancak yayın evim veya başka bir yayın eviyle bu konu hakkında bir görüşmem olmadı henüz.

7-)Karakterlerinize gelmek isterim. Kitabın içindeki karakterlerin hangisi size en  uygun ve  bize kitabin akışından  biraz bahseder misiniz?

Kitabımın içindeki her bir karakter, özellikle olayların etrafında döndüğü dört karakterim bana oldukça yakın karakterler. Hiçbirisini birbirinden ayrıma gibi bir şansım olamaz çünkü onlarla 6 yıldır bir aradayız. Artık hayatımın büyük bir parçası haline geldiler ve hala benimle beraber yaşamaya devam ediyorlar.
Kitabımızın bilinen bir konuyu dili ve olay örgüsüyle farklılaştıran bir hikâyesi var. Fransa’da yaşayan ve Mardinli bir ağa olan Yusuf Turan Miralı geçmişe gömüldüğünü düşündüğü şeylerin tekrar gün yüzüne çıkmasıyla yurduna dönmek zorunda kalıyor, kitabımız da işte bu noktada başlıyor. Kuyunun dibindeki Yusuf karanlığını aydınlatan kadınla, yani Hale’yle karşılaştığında ilk görüşte âşık oluyorlar birbirlerine. Lâkin onlarınki imkânsız bir aşk çünkü Hale, Yusuf’un çocukluk arkadaşı Tuna’nın evlenme hayalleri kurduğu kadın. Böylece aslında başlamadan son bulan bir aşk oluyor onların ki. Şanın ve şöhretin, zenginliğin ve başarının zirvesindeki bir adamın aşkın pençesinde kalarak sevdiği kadın için ve arkadaşına karşı duyduğu derin vicdan azabıyla kendisini sürgün edişine şahit oluyoruz. Kimi zaman birbirlerinden kaçıyor, kimi zaman aşka yeniliyorlar… Onların kaderlerinde ya kavuşup aşk olmak ya da kavuşamayıp efsane olmak var… Bu da finalimiz de gizli zaten.
Kitabın içinde yoğun ve aslında masalsı bir aşk var… Şiir misali bakan bir kadına, kelimeleri şiir gibi dökülen bir adamın aşktan kelimelerini okuyacaksınız kimi zaman… Tabi bu hikâye sadece Yusuf ve Hale’nin aşkından ibaret değil, başka karakterlerimiz ve kitaba heyecan katan ufak tefek konularımız da var elbette. Bunların hepsi kitapta gizli…

8-)Kitap yazmak mı, sosyal paylaşım
 platformlarında hikaye yayımlamak mı?
 Her ikisinin de farklı bir tadı var. Yazdıklarınızın kitap kokusuna karışması, raflarda sergilenmesi gerçekten büyük bir mutluluk sebebi… Ancak sosyal platformlarda paylaşmakta her bölüm için ayrı ve incelikli bir yorum, çizdiğiniz yol için küçük tüyolar demek oluyor. Bu yüzden her ikisini de seviyorum aslında.

 9-)Sosyal medya ile aranız nasıl ? 

 Sosyal medyayla aram yaşıtlarıma ve akranlarıma kıyasla daha zayıf aslında. Evet, vakit geçiririm elbette ancak hayatımda büyük bir yer kaplamaz. Özellikle çevrem bunca genişlemeden önce çok daha pasiftim. Normal hayatımda da pek sosyal olduğum söylenemez zaten.


10-)Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Hayallerinizden asla vazgeçmeyin, umudunuzu kaybetmeyin. Daha ilkokuldayken küçük bir deftere ilk satırlarımı yazmaya başladığımda eğer başarılı olursam bir gün bir kitabımın çıkmasını dilemiştim. Ve şimdi bunu başardım. Sizlerde vazgeçmeyin ve hayalleriniz için çabalamaya umutla devam edin.

 11-)Hikaye yazan, kitap çıkarmak isteyenler geleceğin yazarlarına neler söylemek istersiniz?

Daima kendilerini geliştirmeye çalışıp, eleştirileri dikkate alsınlar. Asla, ben başardım ve ben oldum düşüncelerine kapılarak çabalamayı bırakmasınlar. Çünkü yazdıkları her satırla, okudukları her kitapla ve göz önünde bulundurdukları her eleştiriyle birlikte kalemlerini bir kat daha güçlendirmiş olacaklar.


 En son okuduğunuz kitap: Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi
En son izlediğin filim: The Great Gatsby
En çok sevdiğin şarkı: Nükleer Başlıklı Kız Beni Hatırla ve Mert Fırat - Nilüfer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder