Karanlığın Külleri - İlknur Birdal || Kitap Yorumu (Alıntı)

12:04:00, BY Sümeyye Tunca -




Yazar: İlknur Birdal
Yayınevi: Postiga Yayınları
Sayfa: 424
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 5



Bir adam, küllerinden yeniden doğabilir mi? Ve bir kadın, zifiri karanlık bir yüreğe ne kadar dokunabilir?

Kalbini korumak için acımasız birine dönüşen bir adam ve aşkı için savaşmayı seçen bir kadın. Afra ve Devrim'in amansız mücadelesi…

Amansız bir mücadeledir aşk; kendinle savaşırsın, duygularınla savaşırsın, sevdiğinle savaşırsın. Bir an gelir ayrılıkla savaşırsın. Acısıyla, yokluğuyla, özlemiyle savaşırsın. Amansız savaşın hiç bitmez aslında. Âşık olduğunda savaşmayı göze almalısın.

"Seninle ben olmayacak Devrim biz olacağız. Bir bütün olacağız. Hem de öyle güzel olacağız ki, bakan hayran, duyan âşık olacak."
(Tanıtım Bülteninden)










Devrim Demir  geçmişinde çok acılar çekmiş ve ona bu acıları çektiren kadına hala aşık olan
bu yüzden etrafındaki kişileri kıran biridir.  Yaşadığı ilişkisinin hüsran ile sonuçlanması sonucunda
aldığı darbeden dolayı  kaygı bir insan olmuştur. Sevdiği kadın şizofrendir ve sonunda intihar 
eder.Bu olaydan kendini suçlayan Demir uzun süre enkazda kalmış bir adam gibi dolaşır. Vicdan yükü çeker fakat bence bu hikayede asıl mağdur olandır Demir.

Afra ise Demir ile yurt dışında staj gördüğü zamanda Demir'in çalıştığı şirkete gelmesi ile
karşılaşır. Başlarda pek fazla Demir'i önemsemese de daha sonra Demir'e kör kütük aşık olur.
Gelişlerini dört gözle bekler. Aşkını Demir'e söylemeye karar verdiğinde ise Demir'in Türkiye'ye ye döndüğünü öğrenir.

Sevdiği adama yaklaşamamanın acını içinde yaşar Afra. Hep uzaktan izler duru sevdiğini. Sevgisine ne kadar sadık sevgisinin ne kadar arkasında durursa dursun en ufak bir sözle de yıkılıveren bir yapıya sahip.
Fakat asla ama asla pes etmez Afra.

Karanlığı aydınlatan ışık olur ve Demir'in üstüne ışıldar. Fakat kendini dış dünyaya kapatan Demir gerçekleri göremez. Daha doğrusu görmek istemez. En sonunda kalbine yenilir ve Afra'ya olan aşkını fark eder.

Afra ile gurur duyduğum korkmadan usanmadan pest etmeden aşkına sahip çıkması oldu.
Dört elle sarıldı sevdiğine.  Bunu her kadın veya her erkek yapamaz. Örnek vermek gerekirse ben yapamazdım doğrusu. Kitabı size anlatmak ayrıntıları ile ne çok isterdim fakat o zaman alıp okumanızın bir anlamı kalmayacağından kendimi frenliyorum .

Aşkın ön safhada yer aldığı umuttun ufacık bir gülümsemede saklı olduğu kazananın gene aşk ve sevgi olduğu bir kitap.

Yazarımızın ikinci kitabı Karanlığın Külleri yazarımızın ilk kitabı Satılık gibi gene kalbimi fethetti. Ama hangisini beğendiniz derseniz ben oyumu Karanlığın Küllerinden yana kullanmak isterim.
Bence biran önce okumanız gereken bir  kitap. 



-------------------


"Zaman unutturmuyor sadece alışkanlığa 
dönüştürüyordu. Acı olduğu yerde kalıyordu ama o acının verdiği hisse alışıyordu insan."--
“Afra!” diye fısıldadı iç sesi. Haykırıyor, bağırıyor ama bir türlü dışına çıkamıyordu. Geldiği günden beri çıkmamıştı aklından. O buğulu mavi gözler bir an olsun kaybolmamıştı gözlerinin önünden. Merak ediyordu. İyi miydi Afra, iyileşmiş miydi? Ağrısı var mıydı? Gerisinde bıraktığı kalpteki kırıklıkları biliyordu ama bedensel kırıklıkları nasıldı? Hâlâ inatla Devrim’i düşünüyor olabilir miydi? Yoksa o geceden sonra artık pes etmiş ve Oğuz denen herife mi açmıştı kalbinin kapılarını? Oğuz’un Afra’nın hemen yanı başında olduğunu 
düşününce huzursuz oluyordu. Huzursuz olması ise onu bilinmezliğin içine daha fazla çekiyordu. Cevabını bilmediği, öğrenmek için çabalamadığı sorular beyninde dört dönüyordu. Düşünmek istemiyor ama aklına 
engel olamıyordu. Kalbi değil ama aklı sürekli o mavi gözlere kayıyordu. İtiraf etmekten nefret ediyor olsa da özlemişti genç kadını. Hele o hastane odasında söylediği sözler çıkmıyordu kulağından. Afra nasıl bir inançla 
söylemişse biz olacaklarını, Devrim de nedensizce, istememesine rağmen biz olacaklarına inanıyordu. Şiddetle başını salladı. Bu olmamalıydı. Hangi ara unutmuştu yediği darbeleri?



"Gözlerinden önce yüreğim yüreğine vurulmuş Devrim, kırsan da senden gidemiyorum işte.."



“Offf Devrim offfffff… Niye bu kadar umursamazsın? Ağzımdan çıkanların senin için bir hükmü yok mu?”
“Güzelim mantıklı konuştuğunda neden hükmü olmasın? Mesela hadi Devrim gelinlik bakmaya gidelim diyebilirsin, Devrim düğünü öne alalım diyebilirsin ama sen kalkmış bir daha görmek istemeyeceğim bir herifin lafını yapıyorsun.”



“Seni seviyorum ışığın perisi. Seni öyle çok seviyorum ki canım yanıyor. Ben sevginin mutluyken bile can yaktığını sana âşık olunca öğrendim.





3 yorum:

  1. Bu güzel yorum için çok ama çok teşekkür ederim ❤❤

    YanıtlaSil
  2. Bu güzel yorum için çok ama çok teşekkür ederim ❤❤

    YanıtlaSil